Kamil TERCÜMANOĞLU

Resimler

Kamil Tercümanoğlu (ATABEY)

            1894 yılında Sinop-Avdan köyünde doğdu. 05/04/1977 tarihinde Ankara’da vefat etti.
Babası Tercüman
Ahmet Bey 1259 (1843) Çerkezistan doğumludur. Kabilesi Şapsığ Şetoğh’tur. Aile adı Hacımüko (Hacemko) dur.Annesi Çarşamba ilçesi Kum köyünden Hacı Hüseyin beyin kızı Göşeğhuray hanımdır.Babası ile annesi 11. cemaziel evvel  (Hicri Kameri takvimin 5. ayıdır.) 1873 yılında evlenmişler, bu evlilikten 9. çocukları olarak 1894 yılında Kamil Tercümaoğlu (Atabey) doğmuştur. (evlenme akdinin aslı bendedir, fotokopisi ektedir.) EK_1
              Kafkasya Rusların yoğun ve acımasız baskılarına mukavemet imkanı kalmayınca, genel göç dalgası başlamıştır. 1865-1870 yılları arasındaki bir tarihte, babası Tercüman Ahmet ile dedesi İslam bey, Kuban ırmağının kuzeyinde, sahile yakın yerdeki arazilerini terk ederek bir kafile halinde, Toğapse limanından yelkenli bir kayıkla Karadenize açılıp bir haftalık yolculuktan sonra Gerze sahillerinde karaya çıkmışlardır.
              Kafile önce Durağan ilçesi Gömürgen (Çerçiler) köyü civarına yerleşmişlerdir. İslam bey burada vefat etmiş olup köy mezarlığına gömülmüştür.


              Kafile bu bölgeyi beğenmemiş, oradan tekrar göç ederek Şamlıoğlu köyüne gelmiş ve Şamlıoğlu Kadir Kahya ve yakınlarından arazi satın alarak oraya yerleşmişlerdir. Bir müddet sonra babası Tercüman Ahmet bey, Avdan köyündeki şu an oturulan araziyi satın almış ve aile olarak oraya yerleşmiştir. O tarihlerde yapılan konak sağlam olup halen oturulmaktadır.


              Kafkasya’dan gelen bu kafile ve onlardan yetişen nesiller devlete ve millete bağlılık ve hizmette kusur etmemişlerdir.Dr. Rıza Nur’un Hayat ve Hatıratım adlı eserinin (ki yayımı serbest değildir.) 556, 574 ve 1419. sayfalarında ve diğer bazı bölümlerinde bilgiler vardır.
Ayrıca Nartların Sesi adlı Kuzey Kafkasya Halk Kültür Derneği Kolu haber bülteninin mayıs 1979 tarihli 7. sayısında da açıklamalar vardır.


Bu bilgi ve açıklamaların bazı noktalarına ilaveler yapmayı Atalarıma ve tarihe karşı bir borcum olarak görüyorum. Bu açıklama hiçbir beklenti ve art niyet taşımıyor.
Dr. Rıza Nur kitabında özet olarak; o günlerde yurdun bazı bölgelerinde Milli Kurtuluş hareketine karşı yapılan ayaklanmaların bir benzerinin Sinop’tada hazırlandığını haber alarak Sinop’a gelip, bu ayaklanmayı önlediğini şöyle açıklıyor; (… Sinop’a vardım. İptida Tercüman Ahmet’e uğradım, O’nu ikna ettim. O’nunla Çerkesler ikna edilmiş demektir. Sh 574) diyor.

Sonra diğer bazı şahıslarla görüştüğünü, onları iknada çok zorlandığını anlatıyor.
Dr. Rıza Nur bu konu için Sinop’a gelirken herhalde yanlış bilgilendirilmiş. Gerçekte Çerkeslerden bazılarına bu konuda yaklaşım gayreti gösterilmiş isede; doğrusu birkaç sempatizan hariç, Sinop Çerkeslerinin tümü kesinlikle böyle bir hareketin içinde olmamıştır. Bunu babam Atabey’den çok net ve açık bir şekilde dinlemişimdir. O nedenle Dr. Rıza Nur’un ( … Tercüman Ahmet’e uğradım. O’nu ikna ettim…) şeklindeki kanaati kendisine verilen yanlış bilgiye dayanmaktadır. Çünkü, zaten olmayan bir olay için ikna sözkonusu olamaz. Dr. Rıza Nur’un Tercüman Ahmet’in yanına gelmesi ancak karşılıklı fikir teatisine yol açmıştır.   
Yine Dr. Rıza Nur’un eserinin 1414. sayfasında bahsettiği İstiklal Mahkemesinin aslıda şöyledir.
Dr. Rıza Nur’unda açık olarak belirttiği gibi, Sinop Çerkeslerinin padişah taraftarlığı yaptıklarına dair aslı esası olmayan bir ihbarın Atatürk’e ulaştırılması üzerine, ihbarın incelenmesi için ilk kafilede Sinop Çerkeslerinden 1. Kamil Tercümanoğlu (Atabey), 2. Fehmi Tercümanoğlu ve amca çocukları Şamlıoğlu köyünden 3. Tahsin Bey(Sönmez), 4. Cemal Bey(Sönmez), 5. Apsim Bey(Sönmez), 6. Musa Bey(Tezin), 7. Küçük Aziz Bey(Değer), 8. Hasan Bey (Değer)ile Hamamcıların 9. Süleyman Bey ve 10. Dr. Şerafettin Bey 26 Mayıs 1341 (1925) Perşembe gecesi vapurla İstanbul üzerinden Ankara’ya götürülmek üzere mahfuzen yola çıkmışlardır.   

  
Bu kafilenin Ankara’ya varışından 15 gün kadar sonra ikinci kafile olarak, 1. Kara Kemal, 2. Abaza Kemal Beyler, 3. Harun Arslanoğlu, 4. Cemal Arslanoğlu, 5. Yusuf Arslanoğlu, 6. Şuayip Arslanoğlu kardeşler, 7. Süleyman Beyin Nafiz, 8. Şamlıoğlu köyünden Kerim Beyler(Bozkurt), 9. Topal Reşit(Özdemir), 10. Kara Salih ile 11. Sinop’a sürgün olarak gelip burada kalmış olan Konyalı Recep Ağa’yıda Ankara İstiklal Mahkemesine götürmüşlerdir.Yapılan yargılama sonunda, Eylül ayı sonu veya Ekim ayı başındaki son duruşmada, 1925 yılında beraat ederek Sinop’a dönmüşlerdir.
               Nartların sesi adlı yayın organında bahsedilen Selmeniko Osman Bey’in ingilizlerin elinden kaçırılması olayıda şöyledir;


Samsun eski milletvekili Mutasarrıf Osman Bey, ingilizler tarafından İstanbul’a oradanda Malta’ya götürülmek üzere Samsun’dan kaçırılarak Sinop’a getirilmiştir. O tarihteki Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey Atatürk’e ve milli mücadeleye inanmaktadır.  Sinop’a
getirilen  Osman Bey’i ingilizlerin elinden Rasim Bey kaçırır ve Tercüman Ahmet Bey’in evine Avdan köyüne gönderir.
Burada kalmakta olan Osman Bey’in isteği üzerine şartlarda biraz müsait olunca amcam Fehmi Tercümanoğlu Bafra’da oturan Ömer Bey ile Habil Bey’e Gerze’den telgraf çekerek, Osman Bey’in kendilerini istediğini bildirir.

Çerkes Ömer Bey, Çerkes Habil Bey’in dayısıdır. Habil Bey ile Tercüman Ahmet Bey ve Osman Bey’in hanımları kardeştir. hanımları Kum köyünden Hacı Hüseyin beyin kızlarıdır.
Telgraf üzerine Ömer Bey ile Habil Bey Avdan köyüne Osman Bey’in yanına gelirler ancak yanlarında yedek at getirmedikleri için Osman Bey kendilerine sitem ederek geri gönderir, onlarla gitmez.
Bir müddet daha Tercüman Ahmet beyin evinde kaldıktan sonra gitmek istemesi üzerine Kamil Tercümanoğlu (Atabey), amca çocukları Şamlıoğlu köyünden Tahsin ve Cemal Beyler(Sönmez), Musa Bey(Tezin), Karabekirin Kazım Bey ile isimlerini tespit edemediğim 10-15 atlı, Osman Bey’i yanlarına alarak Vezirköprü Bakla köyüne Tahir Bey’in evine götürürler. Tahir Bey’in  eşi, Tercüman Ahmet beyin eşi Göşeğhuray hanımın amcası Kum köyünden Hacı Reşit Bey’in kızıdır.
Tahir Bey Osman Bey’i daha sonra Ankara’ya ulaştırmıştır.
Çok tartışılan Osman Bey olayının aslı budur.
Bu açıklamalardan sonra tekrar konuya dönersek; Kafkasya’dan göçle gelenler, Osmanlının son zamanlarında ve özellikle milli mücadelede inançla hizmet etmiş ve şehitler vermiş, gaziler bırakmıştır geriye.
              Kafkasya’dan gelen bu kafile içinde yalnız Atabey’in babası  Tercüman Ahmet ağa Türkçe bildiğinden, gelen çerkeslerin devlet dairelerindeki işlerinin takip ve çözülmesinde tercümanlık yaptığı için aile bu ünvanla tanınmıştır.
Soyadı kanunu çıktığında 1934 yılında (Dilmaç) soyadı o günkü sosyal şartlara göre aile soyadı olarak alınmış isede, 1962 yılında mahkeme kararı ile ailenin soyadı (Tercümanoğlu) olarak değiştirilmiştir.
Kamil Tercümanoğlu (Atabey) yukarıdaki örneklerde açıklandığı gibi, Şamlıoğlu köyünde oturan amca çocukları Tahsin, Cemal ve Apsim Beyler(Sönmez) ve yine dededen akrabaları Musa Bey(Tezin), Hasan Bey(Değer), Küçük Aziz Bey(Değer) ve diğer akranları ile döneminin her önemli olayını yakından yaşamışlar, milli mücadele yıllarında kendilerinden istenen ve beklenen hizmetleri en iyi şekilde yerine getirmişlerdir.  
Kastamonu’da Muhittin Paşa’nın karargahında askeri görev yapmışlar, asayişin sağlanmasında etkin hizmet vermişlerdir.
Kamil Tercümanoğlu kısa ve yaygın adı ile Atabey’e milli mücadeledeki hizmetlerinden dolayı 7 Nisan 1970 tarih ve 106063 numaralı İstiklal Madalyası Beratı ile İstiklal Madalyası verilmiştir. Kendisi İstiklal Savaşı gazilerindendir.
              Atabey’in İstiklal Madalyası ve Beratı, Çerkes başlığı yine o yıllarda bindiği atlarda kullandığı altın savat gümüş 121 parçalı eğer takımı;  dizgini, göğüslüğü, kuskunu, yamçısı, kamçısı, halı heybesi, belleme, teyeltisi, at tırnak kesme bıçağı, kolan yumuşatıcısı dahil noksansız olarak isimle teşhir edilmek şartı ile aile tarafından  Sinop Etnoğrafya Müzesine bağışlanmıştır. Ek_2
Atabey hayatını çiftçilikle sürdürmüştür.
              Demokratik seçim sistemine geçilmeden önceki iki dereceli seçim sistemi dönemlerinde Müntehib-i Sani (ikinci seçici)  olarak dönemin milletvekilleri Cevdet Kerim İncedayı ve diğerleri ile yakın ve samimi arkadaşlık ilişkileri içinde olmuş ve politika ilede bu şekilde ilgilenmiştir.
Şahsiyetli ve ölçülü bir şekilde sürdürdüğü yaşamı; 5 Nisan 1977 günü Ankara’da  vefatı ile tamamlanmış olup,  7 Nisan 1977 Perşembe günü Avdan köyündeki çiftliğin aile kabristanında toprağa verilmiştir.
Ruhu Şadolsun.




NOT: Bilgiler Atabey’in oğlu emekli hakim Ahmet Tercümanoğlu’ndan alınmıştır.

 

 

 

              *Amacımız, aylık bir süreçte hazırlayıp sunacağımız , toplum değerlerine katkıda bulunan ,unutulmuş ,unutulmaya yüz tutmuş kişileri burada canlandırmak ve genç nesillerin bilgilenmesini sağlayıp bir arşiv oluşturmak. Sizinde önereceğiniz kişileri, elinizdeki bilgilerle, resimlerle bize göndermenizi bekliyoruz. Saygılar...

Not: Ulaşmak istediğiniz eski tanıtımlar için soldaki resimlerin üzerilerine tıklamanız yeterli olacaktır.